FLAŞ HABER:
Ana Sayfa Politika 24 Eylül 2016 187 Görüntüleme

Mustafa Demir 17 Aralık’tan 15 Temmuz’a uzanan ihaneti anlattı

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Habertürk’ten Balçiçek İlter’in sorularını yanıtladı. Mustafa Demir’in röportajda 15 Temmuz darbe girişimini, milletçe sergilenen destansı direnişi değerlendirdi.

Mustafa Demir kendisine kurulan 17 Aralık komplosunu, 15 Temmuz tarihinde tüm Türkiye için denendiğini ancak milletin iradesi ile buna geçit verilmediğini söyledi.

Fatih semti, terörist darbecilerin en yoğun saldırıları gerçekleştirdiği yerlerden biriydi. 15 Temmuz gecesinden itibaren teröristlere karşı koyan Mustafa Demir’in direnişi 17 Aralıkta başladı. Balçiçek İlter’e “17-25 Aralık sürecinde insan olarak ne kadar ani değişikliklerle karşı karşıya kaldığımızı fark etmiştim. Tahmin edemeyeceğim, hiç düşünemeyeceğim şeylerle karşılaştım. O dönem kendi açımdan 17 Aralık öncesi ve sonrası olarak düşünüyordum. 17 Aralık’ta bizlerin fert olarak yaşadıklarını 15 Temmuz’da bir millet, bir ülke yaşadı.
17-25 Aralık süreci meğer asıl büyük depremin bir öncüsüymüş ama o zaman haberimiz yokmuş. Ülke ve millet olarak bir gecede kaderin nasıl değişebileceğini yaşayarak gördük.”  diyen Mustafa Demir, yaşadığımız sürecini de özetlemiş oldu.

Mustafa Demir’in 15 Temmuz değerlendirdiği röportajın devamı şöyle:

17-25 ARALIK MEĞER BÜYÜK DEPREMİN ÖNCÜSÜYMÜŞ”

Balçiçek İlter: Partinin kuruluşundan beri varsınız, 12 yıldır belediyecilik devam ediyor, tatsız olaylar da yaşadınız, gözaltına alındınız… “Bu süreç size ne öğretti?’’ diye 14 Temmuz günü sormuştum ve siz “Ziya Paşa’nın meşhur bir sözü var: ‘Meydana düşen kurtulamaz seng-i kazadan.’ Tarihi Yarımada, siyaseten ve hizmet açısından önemli bir bölge. Neyse bizim kaderimiz, onu yaşıyoruz. Bakın saraylarla çevrili bir bölgede belediye başkanlığı yapıyorum. O sarayların altında zindanlar var. Gözaltına alındığımda, sarayla zindan arasındaki çizginin ne kadar ince olduğunu gördüm ben. Ortası yok. Nefsim açısından önemli bir dönemdi, toplam 4 gündü ama çok farklı bir duyguydu. Hayatıma daha derin yaklaşma fırsatı verdi bana” diye yanıtlamıştınız. Peki, 15 Temmuz sizin için ne ifade ediyor?

Mustafa Demir: 17-25 Aralık sürecinde insan olarak ne kadar ani değişikliklerle karşı karşıya kaldığımızı fark etmiştim. Tahmin edemeyeceğim, hiç düşünemeyeceğim şeylerle karşılaştım. O dönem kendi açımdan 17 Aralık öncesi ve sonrası olarak düşünüyordum. 17 Aralık’ta bizlerin fert olarak yaşadıklarını 15 Temmuz’da bir millet, bir ülke yaşadı.

17-25 Aralık süreci meğer asıl büyük depremin bir öncüsüymüş ama o zaman haberimiz yokmuş. Ülke ve millet olarak bir gecede kaderin nasıl değişebileceğini yaşayarak gördük. Dün Başbakan’ımız işadamlarına dedi ki: “Paranıza bakıp fiyaka falan atmayın, eğer 15 Temmuz’da bu millet bu darbeyi engellemeseydi, sizin paranız da fiyakanız da olmazdı!” Ne para pul ne başka bir şey, ne kimlik, ne yer, ne mekân, ne iş, ne onur, ülke olarak perişan olacaktık.

Balçiçek İlter: Zaten hedeflenen oydu…

Mustafa Demir: Kesinlikle… Amaç bir iktidar değişimi değildi. Cumhurbaşkanı’mıza suikast düzenlediler, Meclis’i bombaladılar, düşünsenize. Bu çılgınlıktı. Hedef Türkiye’de sürdürülebilir kaotik bir ortam oluşturmak. Batı’nın tutumundan görüyoruz zaten, köşe yazılarından, Daily Telegraph, Foreign Policy yazılarından görüyoruz. Suriye ve Libya örneği gibi bir durum hedeflendi.

Balçiçek İlter: “17-25 Aralık öncüymüş” dediniz…

Mustafa Demir: Evet. O zaman o benim kendi kıyametim diye düşünmüştüm. “Kıyamet şöyle kopacak, Deccal şu gün çıkacak” der ya 700 yıl öncesinin kitaplarına baktığınızda… Gençken çok kafa yorardım. 30’lu yaşlara gelince, insanın ölümü kendi kıyametidir noktasına gelmiştim.

17 Aralık’ı yaşayınca kendi nefsimle, kendi kıyametim diye düşündüm ama ülkeyi ilgilendiren daha büyük bir darbe, kıyamet tahmin edemedim. Danışmanım mart ayında Michael Rubin’in bir yazısını getirdi, “Türkiye’de tam darbe yapma zamanı” diyor. “Olur mu böyle bir şey canım?” dedim, inanmadım, attım kenara, bunların, FETÖ’nün bu kadar güçlü, global olduğunu bilmiyordum.

Balçiçek İlter: Millet bozdu oyunu…

Mustafa Demir: Milletin feraseti ve Cumhurbaşkanı’mızın duruşu, liderliği… Müthiş bir dünya planını bozdu bu iki unsur. ABD Dış Politika ve Savuma Komitesi üyesi Joseph Nye, gücü tarif ederken, sert ve yumuşak gücü birlikte kullananlara “Akıllı güç” diyor. Ve tarihi birikimi olan milletlerde bulunan “bilge güç” ten bahsediyor. İşte o gece bu milleti harekete geçiren bu bilge güçtü, o ferasetti.

Tarih, kültür, inanca, ahlaka coğrafyaya dair insanların adeta genlerine işlenmiş bir geçmiş olması. Bakın daha somut örnek vereyim; havaalanına bu insanlar gittiler, teröristleri oradan aldılar, oralarda freeshop’lar vs. var, her şey ortada, hiç kimse hiçbir şeye dokunmadı bile, bakın İtalya’da depremden sonra yağma oldu. Türkiye’de bir cam kırılmadı, zarar verilmedi. Batılı güçlerin parmağını biliyorduk ama hiçbir ülkenin bayrağı dahi yakılmadı protesto için. Sessiz bir anlaşma, yazılmamış bir sözleşme…

Balçiçek İlter: Ardından demokrasi nöbetleri geldi…

Mustafa Demir: Tıklım tıklım dolu meydanlar. Normal şartlarda eşlerini insanlardan sakınan, kollayan hayat tarzına sahip insanların hanımları bile herkesle iç içeydi. Bir tane sıkıntı, gürültü olmadı. Vatan Caddesi’nde insanlar sabah ezanına kadar kalıyorlardı, bir çiçek dahi koparılmadı, düşünsenize.. Milletimizin olağanüstü özelliklerin ortaya çıktığı bir zaman dilimiydi. Ardından Yenikapı ruhu geldi ve keşke bu ruh bozulmasa, bizi bir arada tutan vatan, bunu çok daha net gördük. İbni Haldun, “Coğrafya, toprak kaderdir” der.

Rahat etmemiz mümkün değil, tehlike de geçmedi. Türk halkı evrensel değerlerden vazgeçmez, yönünü başka tarafa dönmez. Batı değerleri, evrensel değerler kazanılmış değerlerdir. Ama Müslüman bir ülke olarak Doğu değerlerimiz de vardır. 15 Temmuz kimyamızı toplum olarak bozdu, yaşadıklarımız kolay işler değil ama ortak paydamız TC vatandaşı olmaktır.

Balçiçek İlter: Darbe girişimi sonrası bölge nasıl etkilendi?

Mustafa Demir: Ramazanda önce Sultanahmet, ardından Saraçhane’de bombalar patladı. Tam biraz toparlandık, havaalanı saldırısı geldi ve en ağırı o oldu. “Daha başka ne olur canım?” diye düşünürken darbeye kalkıştılar. Her kesimi etkilediği gibi turizmi de çok etkiledi, Sultanahmet’te büyük sıkıntı yaşadık ama her şeye rağmen müthiş bir potansiyelimiz var. 3 medeniyete ait değerler var ülkemizde. Kilise, havra, cami yan yana üstelik. Fatih, bunu çok net soludukları bir alan. Her şeye rağmen turist geliyor, müthiş mutlu oluyorum. Daha da iyi olacağız.

Anıtlar Kurulu ile çok verimli toplantılarımız oldu ve plan notları alındı, turizm yatırımcılarının Tarihi Yarımada’da yüzlerini güldürecek bir dizi kararlar alındı. Mesela, artık 2. derecede koruma bölge alanında olan projeler için yatırımcının, tarihi eser komşuluğu yoksa Anıtlar Kurulu’na başvurmaları gerekmeyecek. Çünkü bir projenin onaylanması en az 3 yıl sürüyor, bu da yatırımcıyı kaçırıyordu. Bunun önüne geçtik. Ayrıca iskânlı ve ruhsatlı binaysa, örneğin otele dönüştüğünde imar planındaki yükseklik uygulanıyordu.

Uzlaşılan konu bugün eğer bina iskânlıysa vatandaşın kazanılmış hakkıdır, fonksiyon değişikliğinde binasını kesmesine, küçültmesine gerek yok artık.

Haberin Devamı İçin Tıklayın: http://www.aksam.com.tr/siyaset/mustafa-demir-17-araliktan-15-temmuza-uzanan-ihaneti-anlatti/haber-549968

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

kartal escort beylikdüzü escort şirinevler escort gaziantep escort izmir escort izmir escort bodrum escort kuşadası escort
Tema Tasarım | Osgaka.com